Geçen gün stüdyoda matı serdim, ders başlamadan aynaya şöyle bir gözüm kaydı.
İçimden hızlı bir cümle geçti:
“Bugün biraz şişim galiba.”
O an hiçbir hareket yapmamıştım, hiçbir şey değişmemişti.
Sadece ben…
kendime karşı bir anda sert olmuştum.
Sonra yanımdaki kızın nasıl ince durduğuna bakarken buldum kendimi.
Topluluktan biri gülüyordu, biri sohbet ediyordu, biri esniyordu…
Herkes kendi hâlinde ama ben kafamın içinde bir karşılaştırma tablosu açmıştım bile.
Ve tam o sırada hoca geldi, müziği başlattı.
“Hazırsanız başlayalım,” dedi.
O an fark ettim:
Hiç hazır değildim. Aynada kendimle kavga etmeye daha yeni başlamıştım.
1) Aynadaki yargılarımız çoğu zaman bize ait değil
Müziğin ilk notasında aklımdan şu geçti:
“Ben böyle hissetmek istemiyorum.”
Çünkü artık biliyorum…
O kusur arayan ses var ya — o ben değilim.
Sosyal medyada gördüğüm yüzler, pürüzsüz karınlar, ışığı ayarlanmış fotoğraflar…
onlar konuşuyor.
Algımız bozulunca, gerçek bedenimizi bile tanıyamıyoruz.
Bir dostun çektiği “habersiz fotoğraf” ile kendi çektiğimiz 50 farklı denemeyi kıyasladığımız hâlimiz gibi.
Gerçek olan hangisi?
Hangisi bize daha yakın?
Cevap çok net:
Kendimizi en doğal hâlimizle gördüğümüz kare.
2) Bir hikâye var: Gerçekten Güzel Olan Şey, Kontrolsüz Anlar
Dersin ortasında plank yaparken fark ettim:
Kollarım titriyor.
Yüzüm kızarmış.
Saçım alnıma yapışmış.
Ama o an kendimi aynada gördüğümden daha güçlü hissettim.
Ve dedim ki:
“Belki de en güzel hâlim, tam da böyleyim.”
Filtre yok.
Poz yok.
Açı yok.
Sadece ben ve emeğim.
Hepimizin hayatında böyle anlar var.
Spor sırasında, yürürken, kahve içarken camdaki yansımamızda…
Bir an için kendimizi gerçekten gördüğümüz o küçük kesitler.
Güzelliğimiz tam olarak orada saklı.
3) Başkalarının hikâyesini izlerken kendi hikâyemizi unutuyoruz
Sonra sınıftaki herkese şöyle bir baktım:
Birinin beli daha inceydi.
Diğerinin kolları daha kaslıydı.
Başka biri pozlarda çok daha esnekti.
Ama kimsenin hikâyesini bilmiyordum.
Kim neler atlatmıştı?
Kim neyi aşmıştı?
Kim gece üçte ağlamış, sabah sekizde derse gelmişti?
Kim spora yeni başlamıştı, kim yıllardır uğraşıyordu?
Biz başkalarının hikâyesini bilmiyoruz.
O yüzden onların görüntüsüyle kendi görüntümüzü kıyaslamak…
aynı kitabın iki farklı sayfasını yan yana koymak gibi.
Bağlantı kurmuyor.
Gerçek değil.
4) En güzel hâlimiz, başka birine benzediğimiz hâl değil; kendi ritmimize uyduğumuz hâl
Ders bittiğinde ter içindeydim ama hafiflemiştim.
Aynaya dönüp baktım.
Aynı bendim.
Aynı beden.
Aynı saç.
Aynı yüz.
Ama his başkaydı.
Çünkü ilk gördüğüm şey kusur değildi.
İlk gördüğüm şey:
Bugün kendi ritmime uymuş olmamdı.
Ve şunu fark ettim:
Güzellik, şekil değiştirip başkasına benzemeye çalıştığımızda değil; kendi iç ritmimize sadık kaldığımızda ortaya çıkıyor.
5) Biz seni olduğun gibi seviyoruz — sadece iyi göründüğün günlerde değil
Kendini beğendiğin günler olsun,
eleştirdiğin günler olsun,
şiş hissettiğin günler, hafif hissettiğin günler olsun…
Bunların hepsi sensin.
Ve hepsi değerli.
Bizim için en güzel hâlin:
-
Spor yaptığın hâl değil,
-
Kilo verdiğin hâl değil,
-
Filtreli hâlin hiç değil.
Gerçek hâlin. Şu anki hâlin. Olduğun hâlin.
Biz orayı seviyoruz.
Senin de orayı sevmeni istiyoruz.
Sonuç
Aynada ne gördüğümüz bazen sadece bir anlık duygu.
Ama olduğumuz kişi — o çok daha derin, çok daha gerçek.
Başkasına benzemen gerekmiyor.
Bir standarda yetişmen gerekmiyor.
Zayıflaman, incelmen, değişmen gerekmiyor.
Sen zaten güzelsin.
Ve değişmen gereken tek algı…
kendine bakarken daha nazik olman.
Fever Collection
Besu Collection
Betive Collection
Taytlar
Bralar
Şortlar
Kapriler
Bolero & Ceket







